
...Ben seni hiç üzemem
Papatya çayı yapmak isterim sana
Sonra portakal çayı
Füme lapsang souchong çayı
Ama ben seni hiç üzemem
Deliririm yalnızca
Sessizce tek başıma deliririm
Beni Lape'ye koyarlar
Koyu Türk çayı içerim orada
yalnızca...

..gerçekten birşey oluyor burada. Gizemli birşey.
Bir denizaltı kadar görkemli ve garip.
Gri bir günde camlardan yağmuru seyretmek.
Saydam yusufçuklar yavaşça uzaklaşıyor ve beni
sana getiriyorlar topaz tapınaklarda.
Sen bir güneş tanrısı gibi gülümsüyorsun.
Biliyor musun kaç yıl tek başınaydım ben.
karmaşanın içinde. Bir türlü tutunamıyordum işte.
Bir tek senin yanında yürümüştüm ben
topaz bir gün ve suya yakın.
Geceleri üstümü örterdin. Sonra konuşmazdın hiç.
Uzun süre konuşmazdık. Gözlerinde kaybolurdum.
Bu suskunluk anlaşılır birşeydi. Deniz ve karanlık
yerlerden geçen bir nehrin sessizliği gibi.
Biliyor musun birşey oluyor burada. Garip birşey.
Bulanık bir suda yokoluş gibi.
Gözlerimde beyaz kelebekler uçuşuyor
ve beni kendime getiriyorlar yavaşca..
beyaz odalarda..
...
Söyleyecek başka birşeyim yok artık
Unutmak istemiyordum oysa
Güzel kalan yaralar da vardır çünkü...
Limon kokulu, yağmurlu kadınlar vardır.
Hiç unutmayan kadınlar vardır...limon kokulu..
herşeye rağmen ...yağmur kalan kadınlar vardır...
Ben iyiyim şimdi, sen nasılsın? ...


..barbar bitkiler gibi yerleşiyorsun alana..sen gelince bir buğu sarıyor çiçekleri..
üzerimizden yeşil bir dalga gibi geçen sessizliği görmüyorsun.
asıl barbar benim oysa
yansıtamadığı dillerle kuşatılmış..
kapıyı hızla çarptığında bir su çizgisi yok oluyor önce
sonra beni kuşatan diller..duvarlarda beliren mor lekelere bakıyorum hiçbir şey söylemeden..
ona ince uzun bir yaprak uzatıyor ve diyorum ki...
..hiç korkma benim dokum cam..
ölmüştüm..ama işte şimdi yeniden yaşıyorum..
bende hiçbir şey yok bir çığlıktan başka..yosun..
denizaltı odaları..bir yağmur yatağından başka..
................
şiirler : Lale Müldür.
zaman : İstanbul'u Ekim, Zeynep'i mor geçiyor...
yıllardan göz dalıp gitmesi....
Zeynep, Ekim'le didişiyor. Ama iyi anlaştılar aslında, bakmayın. Sevme didişmesi bu. Ekim ona birkaç sürpriz getirmiş, Zeynep gözlerini ovuşturuyor - inanamadığından..
İstanbul, buram buram masal dolu.
Sokaklar, ruh, aşk, acı üzeri serpiştirilmiş martı dolu..
Lale Müldür, iyi ki varsın...Seni seneler önce tanıdığımda nasıl peri tozu serptiysen üzerime, şimdi de aynı şeyi yapıyorsun..
Ben de iyiyim.
Biraz mor, biraz yağmurlu....