Sevgi ile...

...

Çektiğim Fotoğraflar...

  • www.flickr.com
    ZeynepK's photos More of ZeynepK's photos

ara-bul :)

  • Google

    baska yerde
    zeynepinyeri.com

m a s a l

2merdiven

iki varmış, iki yokmuş...
Galata Kulesi'nin tepesinde, geceleri martılar ışıkla dans eder, seyreleyenlere göz kırparmış..

önce dokuz varmış, sonra iki.
sonra bir erik, sonra bir balık.
erik yeşilmiş, balık mavi.
İstanbul'muş...mis gibi, İstanbul..İstanbul, kırmızıymış..
sonra, periler olmuş, çalgıcılar, sohbetler, anılar, kahkahalar, kentler, masalların içinde masallar, lavantalar, mavi sandalyeler, daha neler neler.

Minikev
Agaclarbaliklargozler

gel gör ki, yazan bu masalın sadece başını yazmış...
aramışlar aramışlar, bulamamışlar gerisini...

meğer masal bu kadarmış, 
sonradan anlamışlar..

e adettendir diye, yazıvermişler;
' ..bu masal da burada bitmiş, onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine...'
masallar bir sonlandı mı, bir daha aynısından olmazmış..

biten masalların ardından, yeni masallar başlarmış, kimbilir hangi zaman diliminde, hangi kentte..

...

Balonlar, Balkan Vapuru, Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri...

Balonhikayesi
"** Türlü Yalnızlık **
Çok kişilik
Malzeme: 1 kişi. 1 şehir.
Hazırlanışı : Çok çabuk hazırlanabilir, ancak zamanla kazanılabilen bir el becerisi gerektirmektedir. Şehir bir dişi olduğundan daha çok erkeklerin damak zevkine uygundur. ( Kadınlar tarafından da farklı şekillerde hazırlanabilir. ) Sonucun güzel olabilmesi için, dokusu, kokusu güzel bir şehir bulmak gerekir. Yalnızlığa yeterince acıkmış olunan bir anda, korunmasız bir ruh haliyle şehrin sokakları arşınlanmaya başlanır. Her sokağa, kaldırım taşına, elektrik direğine, binaya ( özellikle tarihi dokusu olan yapılara ) farklı anlamlar yüklenerek gün boyu dolaşılır. Çevredeki insanların konuşmalarına kulak kabartılır. Her biri için bir hikaye düşünülür. Dalgınlaşılır. Yalnız insanların yüzünde hüzün, mutlu çiftlerin gözünde kahkaha, gençlerde heyecan, yaşlılarda ölüm aranır. Bütün bu duygular şehrin değişik köşelerine adanır. Arada bir baş yukarı kaldırılıp, gökyüzü seyredilir. Ancak bunun çok yapılması umutları arttıracağından lezzeti bozacaktır. Artık şehir tümüyle yalnızlığa dönüşmeye başladığında, yürüyüşe son verilerek bir duvar dibine oturulur ve duygular soğumaya bırakılır. Sonbahar sıcaklığına ulaşıldığında, türlü yalnızlık da servise hazır olur.
Afiyet olsun. "

Yekta Kopan ' Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri '

Dumandumanali
Kolektif1
Kolektifistanbul2

Haftasonu, balonlarla, güzel mi güzel bir vapurla, dostlarla, müzikle, Kolektif Istanbul'la geçti, gitti..
Şimdi gelsin yeni - tazecik bir hafta.

Gözlerimi yumdum, kollarımı açtım, kucaklıyorum yeni haftayı....
Sevgiyle, umutla..

bir nefeslik duraklarda çiçek açtım....

Lavanta
Mavizemindepembegül
....sizlerden birinden bir mail aldım geçenlerde....
defalarca okuduğum maillerden biri..
' Zeynep, iki aydır, bilemedin üç aydır, rengarenksin fotoğraflarınla, ama ben, senelerdir burada seninleyim ve biliyorum, hüzün dolusun, güzel ümitlerinle, ellerinde çiçeklerle gidip gidip duvara çarpıyor ve tekrar en baştan başlıyorsun sanki..Yorulma ve yılma e mi, git aşık ol, bırak kendini aşkın kollarına...'
diyordu bana..
Evet - kırgın, bıkkın ve ' gidiversem ' zamanlarındayım..
Biliyorsunuz.
Ama rengarengim de bir yandan.
Siz varsınız diye daha çok, yoksa bıraksalar, yalpalar ve düşerdim belki de..

Aşk'a gelince, olur elbet..
Biliyorum, bir yerlerde, en temizinden ' aşk ' bekliyor beni, sizi, hepimizi..


O mailde, ' eğer aşık olursan, bunu sitende yaz lütfen ' de diyor o dost..
' Paylaş bizimle, paylaş ki o coşkunu iliklerimize kadar hissedelim..'

Söz.
Eğer bir gün kapımı çalarsa aşk, ilk buradan paylaşacağım sizinle.

Şimdilerde, lavanta tutulmasının etkisi var üzerimde, ama yakın bir zamanda gidince uzağa, yine arınıp döneceğim her türlü endişeden, tasadan, fenalıktan..

Lavantaveraki
Yesilvemor

' Zeynep, kendini aşka bırak - çok yakışacak sana '
demiş mailin sahibi.

Hem ağladım, hem güldüm okuyunca..

' Nihayet ' diye yazacağım bir gün, söz....




Lavanta Tutulması iki nokta üstüste mavi bir çember ortasında bir kız..boynunda iğne oyası..

Alacati1
Adam, elindeki mavi tebeşirle çizdi çemberi : 
' tam ortasında dur. Çıkma çemberden, küçük kız..'
dedi..
Adamın, gözlerinin beyazı nasıl da beyazdı, nasıl da parlıyordu..Küçük kız ne dese bilemedi..sustu. gülümsedi..Lavanta kokusu geldi burnuna..insanın gözlerini kapatıp da, sanki çok sevdiği bir melodiyi duymuş gibi yapmasına neden olan.. Oturdu çemberin tam ortasına küçük kız, kabullenerek, söz dinleyerek...
Tam ortasına : mavi çemberin.

Alacati2
Alacati3
Küçük bir dünya kurdu orada kendine, neler neler görmedi, neler neler duymadı...Eros'u gördü örneğin, elinde oku ve yayı ile geçerken, İstanbul'u gördü, mavi sandalyeleri, perileri, taş evleri, lavantaları, gecenin bir vakti ışıl ışıl Galata Kulesi'ni, kedileri, köpekleri, dedeleri, çocukları...

Sonra bir gün, gökyüzüne baktı, bulutsuz günlerde, bulutlu günleri hatırladı...

Alacati4
Bir anda, usulca, gözlerinin yaşardığını kimseciklere göstermeden, çıktı o mavi çemberden,
dışarıdan bakıp, fotoğrafını çekti, gülümsedi,
o güzeller güzeli dar sokaktan, yürüdü, gitti...

Sokağın ucunda Jack, fasulye ağacına tırmanmaya hazırlanıyordu, küçük kız, Jack'in peşine takıldı....birlikte fasulye ağacına tırmandılar, yepyeniydi herşey, hem belki devin fotoğrafını bile çekerdi...

Çemberler, mavi olsun, beyaz olsun, küçük kıza göre değildi...

Masallar, her zaman vardı, ... 
periler desen, onlar da..

sonra küçük kız, size geldi, bu masalını anlattı...
gözleri ışık ışık, kalbi pıt pıt...